Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 14 sayfa bulundu

Konu: Hasankeyf Yok Olmasın

  1. #1
    Administrator Bal Arısı samil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    28
    Mesajlar
    137

    Arrow Hasankeyf Yok Olmasın

    [B]Hasankeyf'i Kurtarmak: Kültürel Miras[/B]
    Güneydoğu Anadolu'nun ilginç ve pitoresk köyü Hasankeyf'in tarihi çok eski dönemlere dayanır. Bölge dokuz uygarlığın tarihini barındırır ve Asur, Roma, Bizans, Artuk, Eyyübi ve Osmanlı'dan önemli arkeolojik ve kültürel izler taşır.
    [CENTER][VP]MRiA0An7gcE[/VP][/CENTER]
    Ankara Üniversitesinden Prof. Dr. Oluş Arık tarafından 1986-2003 arasında yürütülen kazı buluntularına göre bölgede insan yerleşimi M.Ö. 4000 civarında başladı. İlk yerleşimciler büyük olasılıkla Dicle Nehri boylarındaki mağara ve vadilerde yaşamaktaydı. Asurlular ve komşu bölgelerdeki diğer topluluklar, kayalık mağaralarda yaşayan insanlara 'kefenen' (taş insanı) adını verdi.

    Daha ileriki tarihlerde bölge Makedon, Pers, Sasani ve Roma egemenliğine girdi. Romalılar genellikle fethettikleri toprakların adını değiştirdilerse de, 7.yy.a kadar bölge antik Asurca ismi olan 'Castrum Kefa' (Taş Hisar) ile anılmaya devam etti.

    15.yy'da Doğu Roma uygarlığının bağımsız kiliselerinden biri bu bölgede ortaya çıktı. Suriye kültürü ve halkı bu kilisenin çatısı altında gelişti. 'Cepha' (Suriye Piskoposluğu) 451'de Chalcedon Konsülünde bir piskopos tarafından temsil edildi.

    7.yy'daki İslam hakimiyetinden sonra da Suriyeliler bölgede yaşamaya devam ettiler. Bölgenin ismi artık Arapça'da Castrum Kefa demek olan Hısn Kayfa olmuştu. Bu isim sonunda Hasankeyf haline geldi. Bir çok Abbasi valisinin yönetiminde kaldıktan sonra, 10.yy'da Hamdani ailesi tarafından bölgede bir eyalet kuruldu.

    1090 yılı civarında Büyük Selçuklular bölgeyi ele geçirdi. 1102'de Büyük Selçuklulara bağlı Artuklu eyaleti Hısn Kaifa kuruldu. Selçuklu egemenliği Hasankeyf'in altın dönemi olarak nitelendirilir.

    1236'da Hasankeyf Eyyübileri olarak bilinen eyalet kuruldu. 14.yy'daki Moğol istilasından sonra Anadolu'daki Akkoyunlu prensleri egemenliklerini Hasankeyf'e kadar genişlettiler. Osmanlı, Safevi (Pers), Eyyübi ve Akkoyunlu devletlerinin sınırında yer alan bölge, bu güçler arasındaki çatışmalardan nasibini aldı. Sonunda 1524'de Osmanlı egemenliğine girdi. O zamandan beri Anadolu birliği içinde yer almıştır.

    Tüm bu sözü edilen tarihi, kültürel, dini ve arkeolojik önemine rağmen Hasankeyf yıllar önce bölgenin eşsiz mirası göz ardı edilerek planlanan Ilısu Barajının suları altında kalmak üzeredir.

    Bu talihsiz baraj projesi, 10.000 yıllık tarihi 50 yıldan fazla ömrü olmayan bir oluşum için yok edecek. Onbinlerce yıllık kültür, din ve mimari geri dönülemez şekilde zarar görecek.

    Baraj projesinin savunucuları tarihi kalıntıların bir kısmını koruyacak önlemlerin alınacağını belirtiyor. Ancak arkeologlar ve diğer uzmanlar hiçbir boyutta önlemin bölgede gerçek bir koruma planı kadar koruma sağlayamayacağına dikkat çekiyorlar.

    1968 Kasımında UNESCO Kamu veya Özel Çalışmalar tarafından Tehlikeye Atılan Kültürel Mülkiyetin Korunması Hakkında bir dizi tavsiye yayınladı. "Sosyal ve kültürel kalkınmayı sağlamak kadar, insanlığın kültürel mirasının korunmasını sağlamak da hükümetlerin görevidir. Alınacak önleyici ve düzeltici önlemler kamu veya özel çalışmalar tarafından tehlikeye maruz kalan kültürel mülkiyeti korumayı yada kurtarmayı amaçlamalıdır." UNESCO'nun tavsiyeleri Türkiye ve projeyi finanse eden konsorsiyumu desteklemeyi planlayan pek çok başka Avrupa ülkesi tarafından onaylandı.
    [B]ILISU BARAJI[/B]

    Yer Güneydoğu Anadolu, Suriye ve Irak sınırına yaklaşık
    65 km uzaklıktadır
    Nehir Dicle
    Barajın yüksekliği 135 metre
    Barajın uzunluğu 1820 metre
    Baraj gövdesi/alanı 313 km2
    Üretim gücü/kapasitesi 1200 MW
    Elektrik 3800 GWh/yıl (Türkiye enerji ihtiyacının %2'si)
    Maliyeti 2 Milyar Euro
    Etkilenecek nehir yatağı 400 km (Dicle ve Dicleya akan yan sular ve kolları)
    İnşaa süresi Yaklaşık 8 sene
    Ön görülen başlama tarihi 2008
    Kullanılabilirlik Süresi 50-80 yıl

    [B]Projenin Ortakları[/B]

    İhaleyi veren DSI- Devlet Su İşleri
    Ülkeler/mali sorumluluk Avusturya (Kontrollbank AG - ÖKB), Almanya (Euler
    Hermes) ve Isviçre (Isviçre Export Risk Garantisi - SERV)
    Firmalar Andritz AG (Avusturya)- Konsorsuyum başkanlığı
    İnşaat Firmaları Züblin AG (Avusturya/Almanya), Alstom Ltd., Stucky, Maggia, Colenco (Isvicre), Nurol, Cengiz, Celikler, Temelsu (Türkiye)
    Bankalar Bank Austria Creditanstalt (Avusturya), DekaBank (Almanya)
    Finansman Société Générale (Fransa), Garanti Bankasi ve Akbank (Türkiye)

    [B]Projenin Tarihçesi[/B]

    Türkiye'de Dicle nehri üzerinde yapimi planlanan Ilısu Barajı şu anda dünyanın en çok tartışılan baraj projesidir.

    On seneden beri çevre ve insan hakları örgütleri projenin devasa kültürel, ekolojik, insani ve politik etkilerine karşı mücadele vermektedir. Ilısu 75 000 km2 lik bir alanı kapsayan, dünyanın en büyük sulama ve elektrik üretimi projelerinden biri olan GAP Projesinin bir parçasıdır. Ön görülen 22 barajdan şimdiye kadar yaklaşık yarısı tamamlanmış durumdadır. Fırat nehri üzerine yapılan Atatürk ve Birecik barajları bunlardan bir kaçıdır. Ilısu Barajı, ilkbaharda oluşan sel sularını toplayarak su seviyesinin en yüksek olduğu dönemlerde ve elektriğin en çok talep edildiği (Pahalı olduğu) saatlerde üretime geçecek şekilde planlanmıştır.

    [B]Projenin Kronolojisi[/B]

    1950 li yıllar Projeye dair ilk tartışmalar.

    1971 Projenin gerçekleşip gerçekleşemeyeceğine yönelik ilk araştırmalar.

    1982 Proje planının kabul edilmesi.

    1997 - 2000 İsviçre Firması Sulzer Hydro öncülüğünde İsviçre, Avusturya, İngiltere, İtalya ve İsveç Firmalarında oluşan bir Konsorsuyum hazırlık çalışmalarının başlaması.

    Sulzer Hydro firması 1999 yılında Avusturya firması olan VA Tech/A tarafindan satın alındı.

    2000 İsveç firması Skanska projeden çekildiğini bildirdi.

    2001 İngiltere inşaat firması Balfour Beatty ile İtalyan firması Impregilo, ilgili kredi sağlayan kuruluşlarının (ECA) teminatı üstlenmeyeceklerine yönelik yaptıkları açıklamadan sonra, aynı şekilde projeden çekildiklerini bildirdiler.

    2002 Projeye kredi veren isviçre bankası UBS projeden çekildi Gerekçe: Ilısu Baraj Projesi'nin doğuracağı sosyal ve ekolojik sonuclara
    ilişkin süregelen belirsizlikler.

    2004 Sonbaharı Türkiye yeni bir ortaklık oluşturmak üzere girişimlerde bulunuyor.

    2004 - 2005 Avusturya firması VA Tech Hydro, Almanya'dan Züblin , İsviçre'den Alstom, Stucky, Maggia, Colenco ve Türkiye'den Nurol, Cengiz, Çelikler, Temelsu firmalarından oluşan yeni bir ortaklık oluşturarak Almanya, Avusturya ve İsviçre kredi kuruluşlarına projenin yapim garantisi için başvuru yaptı.

    2006 VA Tech Hydro Andritz AG/A tarafından satın alındı.

    Mart 2007 Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetleri projeye hazine garantisi teminat edip, krediyi sağlayacaklarını berittiler. Verilecek olan kredi garantisi, yerine getirilmesi gereken 153 şarta bağlanarak bir uluslararası bilirkişi ekibinin bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini izlemek üzere görevlendirildi.

    Dünya çapında bu karara karşı protestolar başladı.

    Temmuz 2007 Zürih Kantonal Bankası (İsviçre) projeden çekildiğini açıkladı. Gerekçe: Ilısu Baraj Projesi, bankanın sürdürebilir kalkınma prensiplerine aykırıdır.

    Ağustos 2007 Türkiye, Konsorsiyum ve Bank Austria Creditanstalt (Avusturya), Société Général (Fransa) ve DekaBank (Almanya) arasında barajın yapımı için anlaşma imzaladı.

    Mart 2008 Proje ortakları tarafından Kurulan Bilirkişiler 153 şartı denetlemek için Türkiye ye geldi. Uzmanlar Komitesi araştırma sonucunu açıkladı.

    Sonuç: Öngörülen yükümlülüklerden hemen hemen hiç birinin yerine getirilmedigi gibi, uluslararası standardlarda uygulanmış / yakalanmış degil. Uzmanlar baraj inşaatına başlamanın en az iki sene daha ertelenmesi gerektiğini öneriyor.
    Kaynak : dogadernegi.org

  2. #2
    Doğa File Atom Karınca kumpinarı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    10.286
    Çevre orman bakanı kredi konusunun çözüldüğünü, 15 ocaktan sonra hızlı gelişmenin olacağını, inşaata başlanacağını söylüyor.

    Bir kültür hazinesinin yok olması için bu ğayreti anlamak güç.

    Batıdaki gibi [B]çevre, kültür [/B]konusunda [B]mahalle baskısı[/B] yaratacak toplumda yok, dinleyecek, etkilenecek yönetimde.

  3. #3
    Administrator Bal Arısı samil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    28
    Mesajlar
    137

    Garanti Bankası ve Akbank’ın Doğa ve Uygarlık Sınavı Başlıyor

    Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin yok olmasına neden olacak Ilısu baraj projesine kredi vermesi sözkonusu olan Akbank ve Garanti Bankası’na karşı Doğa Derneği bugün ülke çapında bir kampanya başlattı.
    [CENTER]
    [/CENTER]
    Doğa Derneği’nin hazırlamış olduğu ilanlarda Hasankeyf Yok Olmasın Kampanyası’nın maskotu Kaplumbağa Rafet tahtaya yazmış olduğu sınav sorusunda “Garanti Bankası ve Akbank Hasankeyf’i yok edecek krediyi verir mi” diye soruyor.

    Doğa Derneği, geçtiğimiz haftalarda her iki bankanın da üst düzey yetkilileri ile görüşerek Hasankeyf’in de içinde bulunduğu Dicle Vadisi’nin Türkiye’nin ve dünyanın en önemli kültür ve doğa miraslarından biri olduğunu hatırlattı. Her iki kuruma da Türkiye’nin doğal ve kültür mirasına olan sorumluluğun her şeyden önce geldiğini ileten Doğa Derneği, bankalardan Ilısu baraj projesinden çekilmelerini talep etti. Garanti ve Akbank, Doğa Derneği’nin bu talebine henüz olumlu yanıt vermedi.

    Doğa Derneği Başkanı Güven Eken “Doğa için Garanti” diyerek “Çevreci Bonus” kartıyla doğaya olan duyarlılığını öne çıkaran Garanti Bankası ve Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin (1) çevre dahil olmak üzere tüm standartlarını kabul eden Akbank’ın bu sınavda yapacağı tercih, Hasankeyf ve Türkiye doğasının geleceği için belirleyici olacak” dedi.

    Güven Eken açıklamasına şöyle devam etti: “Akbank ve Garanti’nin kamuoyu önündeki bu sınavda doğru tercihi yapmalarını bekliyoruz. Eğer tercihleri Ilısu baraj projesine kredi vermekten yana olursa, her iki bankanın da doğa ve kültürü aslında sadece birer reklam malzemesi olarak kullandıklarını kabul etmek zorunda kalacağız.”

    “Doğa Derneği, her iki bankaya da Avrupa kredi kuruluşlarının projeden çekildiklerini hatırlatıyor ve Garanti Bankası ile Akbank’ı diğer ilkeli kuruluşlar gibi Ilısu projesinden çekilerek Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin UNESCO Dünya Mirası ilan edilmesine destek vermeye çağırıyor.”

    Güven Eken sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’nin doğası ve kültür mirasını Avrupalı kredi kuruluşlarının Türkiye’nin iki öncü bankasından daha fazla önemsediklerini düşünmek istemiyoruz. Garanti ve Akbank bu tarihi sınavı umarız başarıyla geçer.”

  4. #4
    Bal Arısı Bal Arısı özgürce - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    102
    Şimdi ben de tam bunun haberini verecektim. Benden hızlı çıktınız benden çok yaşayacaksınız

  5. #5
    Doğa Dostu
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    65
    Yalnız bu baraj kültür ve doğayı yok etmiyor. Hemen tamami geri dönülmez zararlar veriyor.

    Karadeniz'de derelerde, küçücük vadilerde bile baraj kurmaya çalışıyorler, bu yüzden bazen nüklüer santrala bile razı olasım geliyor.

  6. #6
    Administrator Bal Arısı samil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    28
    Mesajlar
    137
    Alıntı kaan´isimli üyeden alıntı [Sadece kayıtlı kullanıcılarımız bağlantıları görebilir. Kaydolmak içinburaya tıklayınız..]
    Yalnız bu baraj kültür ve doğayı yok etmiyor. Hemen tamami geri dönülmez zararlar veriyor.

    Karadeniz'de derelerde, küçücük vadilerde bile baraj kurmaya çalışıyorler, bu yüzden bazen nüklüer santrala bile razı olasım geliyor.
    Nükleer konusunun Türkiyede başlı başına yanlış anlaşılan bir konu olduğunu düşünüyorum, durumun böyle olmasınıda bazı çevrelerin isteği doğrultusu gerçekleştiği su götürmez bir gerçek.

  7. #7
    Doğa Dostu
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    65
    Eger bir santral, bakımı, kontrolu iyi yapılacaksa gerekli tebdirler, önlemler alınacaksa bu kadar baraj ve barajcık yerine kurulsun.

    Fosil yakıtladan oluşan çevre kirliligi düşünüldügünde nüklüer enerji daha temiz bir enerji kaynagı olabilir.

    Enerjiye mutlaka ihtiyaç var. Artık herkesin bir tercihi olmalı.

    Hidroelekrik santralları en son tercih edilmeli, hatta hiç edilmemeli.

  8. #8
    Administrator Bal Arısı samil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    28
    Mesajlar
    137
    Alıntı kaan´isimli üyeden alıntı [Sadece kayıtlı kullanıcılarımız bağlantıları görebilir. Kaydolmak içinburaya tıklayınız..]
    Eger bir santral, bakımı, kontrolu iyi yapılacaksa gerekli tebdirler, önlemler alınacaksa bu kadar baraj ve barajcık yerine kurulsun.

    Fosil yakıtladan oluşan çevre kirliligi düşünüldügünde nüklüer enerji daha temiz bir enerji kaynagı olabilir.

    Enerjiye mutlaka ihtiyaç var. Artık herkesin bir tercihi olmalı.

    Hidroelekrik santralları en son tercih edilmeli, hatta hiç edilmemeli.
    Diğer enerji kaynakları içni yazacak o kadar çok şey varki
    Özellikle yüksek enerji ve plazma fiziği okuyunca
    Sadece Jeotermal kaynakların neden kullanılmadığını sorgulamak büyük bir düşünceye sevk edecektir.

  9. #9
    Doğa File Atom Karınca kumpinarı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    10.286
    Alıntı samil´isimli üyeden alıntı [Sadece kayıtlı kullanıcılarımız bağlantıları görebilir. Kaydolmak içinburaya tıklayınız..]
    Sadece Jeotermal kaynakların neden kullanılmadığını sorgulamak büyük bir düşünceye sevk edecektir.
    Haklısınız, bu konu sorgulanmalı, tartışılmalı, gündemde tutulmalı

    Buyrun : [url]http://www.ibreliler.com/V2/yesil-sohbetler/894-jeotermal-enerji.html#post4067[/url]

  10. #10
    Administrator Bal Arısı samil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    28
    Mesajlar
    137

    Akbank ve Garanti Bankası’nın Bilmenizi İstemediği Gerçekler‏

    Hasankeyf gibi çok önemli bir "Dünya Mirası’nın" Ilısu baraj projesi nedeniyle yok edilmesini kabul etmeyen Avrupa bankaları projeden çekilirken, Türkiye'nin en "çevreci" bankası Garanti ve "kültürel sorumluluk çalışmaları" ile tanınan Akbank, baraj için eksik kalan krediyi sağlayarak Hasankeyf'in yok oluşuna önayak oluyor.

    Bankaların baskısı altındaki büyük medya kuruluşları, bu haberin Türkiye’de duyulmaması için kendi kendine sansür uygulamak zorunda kalıyor.

    Çin Seddi 5, Mısır Piramitleri 3 ve Kapadokya 2 kriter ile UNESCO Dünya Mirası ilan edilmiş. Hasankeyf ve Dicle Vadisi, UNESCO’nun on Dünya Mirası şartının 9’unu sağlayan dünyadaki tek yer olmasına rağmen Ilısu Barajı’nın suları altında bırakılmak isteniyor.

    Bölge halkı ve Doğa Derneği gibi pek çok sivil toplum kuruluşu, Ilısu baraj projesinin iptal edilerek Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin UNESCO Dünya Mirası Alanı olarak koruma altına alınmanı talep ediyor.
    [CENTER][/CENTER]
    Kaynak: Doğa Derneği

Tags for this Thread

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni konu gönderemezsiniz
  • Gönderilere cevap gönderemezsiniz
  • Eklentiekleyemezsiniz
  • Gönderilerinizi düzenleyemezsiniz
  •