[color=green]Eminim yazı ve fotoğraf gönderecek arkadaşlarımız vardır.(ben 2 tanesini tanıyoruım hatta ;) ;) ;) )[/color]
Datça'ya yolunuz düşerse Eski Datça'yı mutlaka görmelisiniz.
Eski Datça’ ya Marmaris’ ten gelirken Datça merkeze varmadan 2 km. önce, sağdaki sapaktan gidilir. Can Yücel'in yaşadığı ve renklendirerek ünlendirdiği bu yerin eski taş örgü evleri, begoviller taşan taş kaplama sokakları, Can Yücel Müzesi ve Muhtar Orhan'ın kahvesi, buranın en merkezi yerleri. Eski Datça’da gerçek Datçalı birkaç yaşlı kalmış. Bazı evler dışarıdan gelenler tarafından satın alınıp aslına uygun kalmak şartıyla restore edilmiş. Sokakları da durgun, sessiz ve sakindir. Ama ellerinde badem poşetleri taşıyan Datça çocukları sizi gezdirmek için etrafınızı sarar. Hatta bazıları Can Yücel şiirlerinden okur bir solukta.(Benim favorim esmer, çelimsiz olanı; Fırat)
Ben her yıl Eski Datça sokaklarında kayboluyorum. Bunlardan birinde rastladığım Güzelleştirme derneğinde kadınlar kilim dokuyup el işleri yapıp satıyorlar. Bu yıl sokak çeşmelerini kurumuş begovilleri de önceki yıllara göre daha kavruktu. Çok üzüldüm.Susuzluk Datça’da da kendini gösteriyor.
Muhtar 'ın kahvesinde Can Yücel Köşesi’nde bir masa üzerindeki camekanda Can Yücel' in yarım bıraktığı Evin şarabı, fotoğrafları, yazıları, imzası duruyor. Yapıtlarının sergilendiği Canevi ailesinin izni ile ziyarete açık. Can baba Datça için ‘Açık hava tımarhanesi’ demiş zamanında. Mezarı ise Eski Datça’da değil, İskele mezarlığında.
Datça'ya gömülme isteğini Can Baba bu şiirle dile getirmiş:
"Vasiyet"
Beni kuzum Datça'ya gömün
Geçin Ankara'yı İstanbul'u!
Oralar ağzına kadar dolu
Alabildiğine de pahalı,
Örneğin Zincirlikuyu'da
Bir mezar 750 milyona
Burası nispeten ucuzluk
Ortada kalma tehlikesi de yok
Hayır dua da istemez,
Dediğim gibi beni Datça'ya gömün
Şu deniz gören mezarlığın orda,
Gömü sanıp deşerlerse karışmam ama!
Ah ahh Eski Datça sokakları ,
İki yanı çiçeklerle sarılmış dar sokaklar , herhalde en güzel begonviller sadece bu sokaklarda ,düşüncesine kapılırsınız.Vildan hanım çook güzel fotoğraflarla anlatmış zaten.
Gerçekten sokaklar arasında kaybolmak kaçınılmaz, güzellikler sizi bir yerlere doğru götürüyor.Can Yücel'in evi hatta mezarı ( tam denize karşı bir yamaçta ) görülmesi gerekenler.
El işi yapan kadınların ünü , öyle yayılmışki Datça merkezde satış yapanlar bu kadınlara iş verebilmek için telefonlarını ,adreslerini araştırıyorlardı.Belli ki gelen siparişlere yetişemiyorlar.
Yolunuz Datça tarafına düşerse ,Eski Datça'yı mutlaka görmelisiniz.
Adını 'cıllı cıfıtlı' olarak hatırladığım bu el işini renkli kumaş parçalarını kıvırarak yapıyorlar.
Yarın şirketten halıcılık kursu fotoğraflarından da gönderirim.
Datça kilim kursu yazık ki sokak arasında kaybolmuş.Bu çeşme üzerindeki yazıyı görerek bulduk.Satılan kilim ve elişleri Datça'daki dükkanlara ve pazara göre de oldukça ucuz.
Eski Datça sokaklarını bize, Merve ve Uğur adlı rehberlerimiz dolaştırdı.Program belli: önce sokaklar,Can Yücel'in evi, bitki fosilleri ve elişi atölyesi daha sonra da bahsedilen kahve. Bu arada şiir ve hikayeler rehberlik hizmetinin bir parçası.Bu sevimli rehberlerle Eski Datça sokakları daha bir enteresan hale gelmiş.
Füsun Hanım,
Can Yücel sokağının başka bir formunu buldum,ve tabii şiirini de....
BAĞLANMAYACAKSIN
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
Bookmarks