Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar
Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!
Ey garip çizgilerle dolu han duvarları
Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!
Faruk Nafiz Çamlıbel
Sabırla okuyabilirseniz Han Duvarları şiirinin tamamını da koyabilirim gelecek günlerde. Çok hazin bir hikayesi var.
Kaptan şöförümüzün çok güzel ve sakin araba kullanması, ve verdigi ğüven beni rahatlatı ve uyuttu. Yoksa herkesin arabasında uyuyamam sinirlenir o kişiylen beraber bende araba kullanırım. >
Jackson Brown’un "Su Hayatta Neler Öğrendik Neler" adlı kitapçığından:
1- Kendimi neşelendirmek istediğim zaman en iyi yolun başka birini neşelendirmeye çalışmak olduğunu öğrendim.
2 - Çalıştırdığımız insanlara iyi davrandığımızda, onların da müşteriye iyi davrandıklarını öğrendim.
3- Bir toplantıda zekâmı ya da sohbetimi göstermek konusunda tercih yapmak gerektiğinde sohbeti seçmenin daha iyi olacağını
4- İnsanlara iyi davranmanın hiçbir maliyeti olmadığını öğrendim.
5-Gerçekten yasamaya başlamak için emeklilik beklenirse, çok uzun bir süre beklenilmiş olunacağını öğrendim
6-İyi kalpli olmanın mükemmel olmaktan daha önemli olduğunu
7-Bir ineğe ve bir çocuğa istedikleri her şeyi verirseniz sonuçta çok iyi bir ineğiniz ve çok kötü bir çocuğunuz olacağını öğrendim.
Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Halûk,
şu paslı çehre-i millet biraz gülerse... O gün
ben ölmemiş bile olsam, hayâta pek ölgün
bir irtibatım olur şüphesiz; - O gün benden
ümidi kes, beni kötürüm ve boş muhitimde
merâretimle unut; çünkü
nazarlarım seni maziye çekmek ister; sen
bütün hüviyyet ü uzviyyetinle âtisin:
Evet, sabah olacaktır, sabah olur, geceler
tulû-i haşre kadar sürmez; âkıbet bu semâ,
bu mâi gök size bir gün acır; melûl olma,
Hayâta neş'e güneştir, siz, ey fezâ-yı ferdânın
küçük güneşleri, artık birer birer uyanın!
Ufukların ebedi iştiyâkı var nura.
Silin bulutları, silkin zılâl-i ehvâli,
Ümidimiz bu: ölürsek biz, yaşar mutlak
vatan sizinle, şu zindan karanlığından uzak!