Dün gibi hatırlıyorum; pekmez yaparken, salça yaparken kazanın altında hep kızılcık ağacı vardı.
Sanırım daha uzun yandığı için, yaz ve sonbahar sürekli üzüm pekmezi ve dometes salçası yapılır, komşu nahiyeye taşınır, karşılığındada başta tuz, sabun, gaz alınırdı.
Yukarda anlattıklarımı birkaç hafta önce Kazova'ya (Tokat, Turhal) sarı kızılcık çeliği, sürgünü almaya gidipde dağlarımızda birkaç tane kaldığını görünce hatırladım. Halbuki o yıllarda aralarından zor geçilecek kadar çoktu.
Bu çok kıymetli meyvenın kırmızısı karadenizin hemen her yerinde var.
Biz çocukluğumuzda sarısını (daha tatlı) toplar, yerdik. Kurutulur, marmelatı yapılırdı.
Üzümsü bitkilerin önemi ve faydası anlaşıldıkca ilgi artmaya başladı. Kimbilir belkide kızılcıkları yakanların çocukları, torunları tekrardan bu ağacı yetiştirmek için yıllarca uğraşacaklar
Geçen yıl 5 tane çelik getirip bahçeme diktim, 4 tanesi tuttu biri kurudu.
Bunlar kırmızımıydı sorusu beynimi kemirdi, başka arkadaşlarımında olsun yayılsın istedim, köye gittim sarı çelikleride aldım geldim.
Hem önceki, hem şimdi aldığım bitkileri ve kızılcıkla ilgili bildiğim, araştırdığım hususları buraya yazacam.
Bu konuda bilgi ve görüşleri olanlarda bizlerle paylaşırlarsa çok sevinirim.
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
2 kullanıcı kumpinarı kullanıcısının yazmış olduğu bu mesaja teşekkür etti :