Mavi, mor ve beyaz doğadaki yeşille en uyumlu, gözü rahatsız etmeyen renklerdir. Bu renklerin diğer renklerle doğru kullanılması peyzaj uygulamalarındaki başarının anahtarıdır. İçinde bulunduğumuz ilkbahar günlerinde açan muscariler (Muscari Tubergenianum) mavi rengin en çarpıcı örneklerindendir. Soğanlı olup 20 cm’e kadar yükselebilen üst gövdesi plastik gibi düz yaprakların içinden bir sap üzerinde boncuk boncuk dizili o etkileyici çiçekleri çıkartır. O kadar etkileyiciler ki bazen gördükçe onları ısırasım, yiyesim geliyor.
Anavatanı Anadolu, Asya, Balkanlar olan muscari ülkemizde dağ sümbülü, müşkülüm, morbaş, camız memesi, gavur soğanı gibi isimlerle bilinmektedir. Özellikle Antalya ve Denizli çevresinde yetişir. Esas tür dışında da Erzincan Kemaliye’de “Fenzl - Keşişbaşı” ismiyle Muscari Azureum yetişmektedir.
Tam güneşten yarı gölgeye kadar, özellikle kireçli olan her türlü toprakta iyi gelişmektedir. Gelişme zamanı sulanmayı yani ilkbahar yağmurlarını sever. Kar yağışı, don bitkiyi pek etkilemez.
Muscari düzgün olmayan ormansı bahçeler için idealdir. Her türlü gelişmiş çalı dibinde iyi yetişebilir. Soğanı kaplayan az miktar toprak bile açmaya yetebilir. Mis gibi kokulu mor - mavi renkler en güzel şu anda açan Forshithialar’ın sarı çiçekleriyle etkileyici durabilir. (Forshithia küçük sarı trompet şeklinde tüm çalının dallarını kaplamış, katırtırnağı gibi açan bir bitki. Dikkat edin etrafınızda dolu var!)
Muscariler yürüme yollarındaki çatlaklarda, azıcık toprak parçalarında, çim yerine değişik yer örtücüler arayanlara en iyi seçimdir. Mor hercai menekşeler, nergisler, çuha çiçekleri gibi mevsimlik çiçeklerle gruplamalarda kullanılabilir.
Yabani bahçe seviyorsanız çim tohumu atarken, muscarileri de serpin (sonbaharda!). Aslında kendi soğan boyunun iki misli toprak altına yerleşmesi gerekirken bu bitki gelişigüzel kabartılmış toprağa atılsa bile ilkbaharda açar.
Üretimi bahçenizdeki gruplaşmış muscarilerin çiçeklerinden sonraki yapraklarının da yok olmaya başladığı dönemde kökten ayırmayla yapılmaktadır. 3 - 4 senede bir grupları azaltmak muscarilere de iyi gelebilir. Aksi takdirde çıldırmış gibi her yeri mavi deniz haline getirebilirler.
İç mekanlarda sümbül gibi saksıyla gelişen bu bitkinin sonradan laboratuvarlarda üretilmiş ince tel, patlamış gibi kokulu bir türü ve beyazı vardır.
Bahçenizde laleler gibi çiçeklerinden sonra sökülmesi gerekmiyor. Ama toprak altı soğan yiyici haşeratlar varsa yapraklarda yok olduktan sonra söküp kuru, karanlık bir ortamda tekrar dikime kadar saklayın. Soğanlarda zamanla yavrular oluşturabilir. Elle kopartıp yeni fideler için saklayın. Muscariler pek hastalanmaz. Sadece çiçekli döneminde potasyum bazlı gül gübresi ister. Bir de kış başlamadan toprağın yanmış büyükbaş hayvan (özellikle at) gübresiyle kaplanmasını ister.
Murat Pilevneli.
kaynak:[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
Bu başlıkta nereden çıktı derseniz haklı olursunuz. Çünkü geçen sene açan küçük saksıdaki soğanları
sökmemiş kenara koyup unutmuştum. Bu akşam balkonda küçük saksı ararken elime bu saksı geldi.
Tüm yaz boyunca yarısı açıkta olan soğanlar bırakın kurumayı saksıya sığmaz hale gelmişlerdi. Tepeden
verdikleri yeni filizlerde cabası oldu.
İlgilenenler için daha önce internetten yaptığım aramalarda aşağıdaki bilgiye ek olarak trakya bölgesinde
bol bol olarak yetiştiğini hatta bölgede çok tanınan bir bitki olduğunu öğrenince de şaşırmıştım. Bu kadar
gezmeye ben rastlayamadım. Sanırım bu güzel hanımla buluşma tarihi ayarlayamıyorum.
Biraz daha bilgi: [Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
Türkiye‘de bitkilerin teşhis merkezleri de denebilecek olan herbaryumlar genellikle üniversitelerin botanik bilim dalarında yer alır. Ankara’da ilk herbaryum (ANK) 1933 yılında Almanya’dan gelen ilk öğretim üyelerinden Prof. Dr. Kurt Krause tarafından Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü bünyesinde kurulmuştur. Bu herbaryum daha sonra 1948 yılında Fen Fakültesi Botanik Enstitüsü’ ne taşınmıştır. Burada Bulunan bitkilerin listesi 1952 yılında Hikmet Birand tarafından “Türkiye Bitkileri” adı altında yayınlanmıştır. Kurt Krause,Türkiye’den topladığı örnekleri (yaklaşık 5600 örnek) Berlin Üniversitesi Botanik Müzesi’ne (B) vermiştir. Türkiye florası için tarihi değer taşıyan bu koleksiyon, 1943 yılında Berlin’e yapılan bombardıman sonucunda yanarak kül olmuştur.
Ankara ya özgü olan 22 türden biri muscari adili son derece dar bir alanda yayılım göstermekte nesli son derece tehlikede olan bir bitki
İkinci tanımlama ismi ise çiçeği bularak adlandıran bilim adamına atfen verilmiş olmasına rağmen tam isme ulaşmak mümkün olmadı.
bir diğer kaynak ise: [Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
Kazdağlarında endemik olarak yetişen Muscari latifolium adlı misksümbülü de 1100 metre irtifada yetişir.
Vaktiniz varsa bilhassa ikinci belgeyi okuyun son derece akıcı ve kolay okunan bir metin.
Memleketimizin endemik türlerine zarar vermeden ithal geldiğine sevinelim mi yoksa yahu bunu nasıl götürdüler de bize satıyorlar üzülelim mi?
Karar sizin...
kaynak:[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
Yanlız bu kaynakta daha önce karadenizde yetşen bir tür için pontus bölgesinde bulunur denmişti. Buradaki endemik
türlere ermeni muskarisi ve azeri muskarisi denmesi beni şaşırtmadı. Eğer bu adlar verildiyse endemik olduğu biraz şüphe götürür gibi geldi.
Kıbrıs ise direkt olarak sümbül olarak tanımlıyor.
Mesarya ovasındaki bitki örtüsü ise Kıbrıs florasının tipik üylerinden oluşmaktadır. Şöyleki; Asphodelus (Çiriş otu), Urginea maritima (Ada soğanı), Muscari parviflorum (Sümbül), Muscari comosum (Sümbül), Muscari neklectum (Sümbül).
kaynak:[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
Küçük soğanlı 50 kadar değişik türün ortak adı. Arap sümbülü olarak da bilinir
Anayurda Akden,z ülkeleridir. Yapraksız çiçek sapının tepesinde açan çiçekleri mavi, beyaz veya
pembe renkli üzüm salkımı biçimindedir. Yaprakları inve uzun meyvesi kapsüllüdür.