Hakan Bey çok iyi tespit etmişsiniz. Eşimle birlikte, Fahri yanımızdayken kendimizi her şeyi başaracak gibi güçlü hissederdik. 50 li yaşlarımızda 6-7 saati bulan yürüyüşlerde 20 kilometrelere kadar yürüdük. Yokuşlarda biraz zorlansak da başardığımızı görüp mutlu olduk.
Gezi keyfi, gazete ilanıyla değil, herkesin tanıdığı sevdiği insanları getirmesiyle oluşan bir grup olduğundan Fahri'nin kurduğu bu grupla gençliğimizde yapamadığımız şeyleri yapıp, İstanbul'un kalabalığından gürültüsünden bir günlüğüne uzaklaştık. Belki bedenen biraz yorulurduk, terlerdik ama ruhumuz dinlenirdi. Her yürüyüşten sonra bu en güzeli oldu derdik.
Bizim yürüyüş dönüşlerimizde kimse yorgunluktan uyuyakalmazdı. Bu kez otobüsümüzde güler eğlenirdik. Fahri Kardeşim de o muhteşem sesiyle

bizlere, Sarı gelin'i, Karahisar Kalesi'ni, Unutama beni'yi söylerdi.
Unutamıyacağız seni sevgili Fahri.