Ormanlarda, Derelerde HES Geçici Rahatsızlık Değildir
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
Karadeniz'in güzelim derelerine, çevrenin eşsiz ekosistemini bozan hidro elektrik santraller apma girişimleri devam ediyor. Yöre halkının kararlı bir şekilde karşı durması ve açılan karşı davalarla mücadele ettiği HES'ler şimdi gözünü Düzce'nin derelerine dikti...
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
Konu kumpinarı tarafından (25-02-2011 Saat 12:54 ) değiştirilmiştir..
Allah çevrenize bakıp beni tanıyabilirsiniz diyor. Bunlar ne yaptıklarının ya farkında değiller yada şirk içerisindedirler dünyaya (nefislerine) tapıyorlar.
3 kullanıcı nariçi kullanıcısının yazmış olduğu bu mesaja teşekkür etti :
Rize'nin İkizdere Vadisi'nde yapımı tamamlanan 95 megawatt kurulu gücündeki Cevizlik Hidroelektrik Santrali'nin deneme üretimine geçmesinin ardından suyun tünele alındığı 8.5 kilometre boyunca İkizdereDeresi kurudu. Yöre halkı 64 kilometrelik vadide yapılacak 20'yi aşkın santralle suyun 55 kilometre boyunca tünele alınacağını ve İkizdere'nin tamamen kuruyacağını savunarak duruma tepki gösterdi. Bölgede daha önce de deneme üretimine geçen santral nedeniyle Güneysu Gürgen deresi kurumuştu.
Hidroelektrik santrallerine (HES) karşı verdiği çevre ve hukuk mücadelesi ile öne çıkan İkizdere Vadisi'nde Sanko firması yaklaşık 4 yıl önce 95 Megawatt kurulu gücünde HES yapımı için çalışma başlattı. Endemik bitki ve canlı çeşidi açısından dünyanın en önemli 200 vadisinden biri olanİkizdere Vadisi'nde HES inşaatlarının başlamasının ardından yöre halkı da hukuk mücadelesi başlattı. Cevizlik HES inşaatının durdurulması talebiyle,İkizdere Derneği öncülüğünde 2007 yılı Mart ayında Rize İdare Mahkemesi'ne dava açıldı. Dava kapsamında ilk bilirkişi heyetinin hazırladığı raporda saniyede 500 litre su bırakılması halinde deredeki canlı yaşamın zarar görmeden devam edebileceği yönünde görüş bildirildi. Bunun üzerine mahkeme, ÇED raporunda belirtilen 150 litre/sn yerine dereye 500 litre/sn su bırakılmasına karar verdi.
BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ
Ancak bu oranla derenin kuruyacağını ve canlı yaşamın yok olacağını öne süren yöre halkı, DSİ'nin raporlarına dayanarak yıllık ortalama 27.66 metreküp/sn su akışının olduğu İkizdere deresinde canlı yaşamın yok olmaması için yüzde 25'i oranında, yani 6.91 metreküp/sn su bırakılması gerektiği iddiasıyla bilirkişi raporuna itiraz etti. İtirazı kabul eden mahkeme, bölgede yeniden bir bilirkişi heyetinin inceleme yapmasını kararlaştırdı. Son yapılan bilirkişi incelemesi sonrası Rize idare Mahkemesi dereye 2.8 metreküp/saniye su bırakılmasını kararlaştırdı. Bu sürede HES inşaatı tamamlandı ve önceki gün deneme üretimine geçti. Santralin deneme üretimine geçmesiyle İkizdere ilçesi Cevizlik Köyü ile Soğuksu köyü arasında kalan bölümde su tünele alınınca 8.5 kilometre boyunca İkizdere Deresi kurudu. Böylece Rize'de daha önceGüneysu ilçesi'nde yapımı tamamlanan ve deneme üretimine geçmesiyle kuruyan Gürgen deresinin ardından bu kez de İkizdere Deresi kurumuş oldu.
DEREYE, 2.8 METREKÜP YERİNE 500-600 LİTRE SU BIRAKILIYOR
Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü Ömer Şan, santralin dere suyunu tuttuğunu, bu nedenle derenin kurumak üzere olduğunu söyledi. Santralin deneme üretimine geçmesinin ardından 8.5 kilometrelik derenin kurumaya başladığını ifade eden Şan, "Son günlerde etkili olan yağışlar sonucu derenin debisi yükselmesine rağmen santralden bırakılan suyun azlığı, derenin adeta kurumuş gibi görünmesine neden oluyor. Çünkü dereye firmanın taahhüt ettiği gibi saniyede 2.8 metreküp su bırakılmıyor. Bırakılan su en fazla 500 ya da 600 litredir. Derenin kuruması, yaşamı ve bölge iklimini de olumsuz etkiliyor. Bu suda balığın veya diğer canlıların yaşaması mümkün değil."dedi. Şan, 64 kilometrelikİkizdere Vadisi boyunca yapılacak ve sayıları 26'yı bulması beklenen santraller sonrası suyun 55 kilometrelik mesafede tünellere alınacağını ve böylece İkizdere'nin tamamının kuruyacağını da sözlerine ekledi.
Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu Rafting Asbaşkanı Şafak Tatoğlu, daha önce rafting için ideal parkur olan İkizdere'nin azalan suyu nedeniyle bu özelliğini kaybettiğini söyledi. Tatoğlu, "İkizdere eskiden Türkiye rafting şampiyonalarına ev sahipliği yapıyordu. Ancak santrallerin deneme üretimine geçmesiyle azalan su seviyesi İkizdere'nin rafting şampiyonalarına kapanmasına neden oldu. Sadece bazı kısa mesafeli bölümlerde antrenman yapılabilir" dedi. (Doğan Haber Ajansı)
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
ÇED ve Planlamaya Uymayanlara Çok Ciddi Cezalar Verilecek
HES'leri yapan firmaların yetkililerine seslenen Bakan Eroğlu, ''Devam eden projelere baktığımızda, zaman zaman bazı işlerde problemler olduğunu görüyoruz. Serbest kazılardan ve tünel kazılarından çıkarılan toprağın dereye döküldüğünü, mansaba bırakılan can suyuna hassasiyet göstermeyen firmalar olduğu tespit edildi'' dedi.
Eroğlu, birkaç kötü emsalin bütün HES projelerine leke getirdiğini belirterek, bundan sonra işlerin çok sıkı takip edileceğini, ÇED ve planlamaya uymayanlara çok ciddi cezalar verileceğini söyledi.
Bakan Eroğlu, ''ÇED'e aykırı işler yapan, çevreyi tahrip eden ve kaidelere uygun çalışmayan firmaları kesinlikle cezalandıracağız. Gerekirse lisanslarını iptal edeceğiz. Yanlış iş yapana müsaade etmeyeceğiz'' diye konuştu.
Kullanım Hakkı Anlaşması imzalanan ve lisans almasına rağmen kabul edilebilir bir mazereti olmadığı halde işe başlamayan firmaların anlaşmalarının iptal edileceğini, teminatlarına da el konulacağını söyleyen Eroğlu, firma yetkililerinden derelerde tabii hayatın devamı için mansaba bırakılacak can suyu miktarında hassasiyet göstermelerini istedi.
Bakan Eroğlu, taşeron firmalar aracılığıyla yapılan çalışmalara özellikle dikkat edilmesi, denetimlerin titizlikle yapılması ve şartlara uyulup uyulmadığının takip edilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Hidroelektrik Potansiyelinin Yüzde 90'ını Kullanacağız
Bakan Eroğlu, 2003'te Su Kullanım Hakkı anlaşmasıyla enerji üretimini özel sektöre açtıklarını, anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihin, Türkiye'de enerji üretiminde ''milat'' olduğunu belirtti.
Özel sektörün enerji üretimine ilgisinin yüksek olduğunu gördüklerini ifade eden Eroğlu, şunları söyledi:
''Yönetmelikte ilave değişiklik yaparak, DSİ tarafından yapımına başlanmış, ancak ödenek yetersizliği sebebiyle yarım kalmış HES'leri de özel sektörün müracaatlarına açtık. Özel sektörün, yatırımlarda başarılı olabilmesi için 2005'te Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerji Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'u çıkardık. Bugün bin 611 HES projesinin bin 583'üne müracaat edildi. 581 projeye de EPDK tarafından lisans verildi.''
Başvurusu yapılan bin 583 HES projesi tamamlandığında yıllık 82 milyar kilovat saat enerji üretileceğini vurgulayan Bakan Eroğlu, bugüne kadar işletmeye alınan bin 200 megavat kurulu gücündeki 75 HES projesinden yıllık 4,5 milyar kilovat saat enerji üretildiğini söyledi.
Eroğlu, inşaatı devam eden 6 bin 833 megavat kurulu gücündeki 160 HES projesinin yıllık enerji üretiminin 23 milyar kilovat saat, yatırım maliyetinin ise 12 milyar dolar olduğunu ve 40 bin kişiye istihdam sağlandığını da belirtti.
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
Rize’de İkizdere’yi kurutan HES projesi bugün kısa süreliğine “PES”e dönüştü. Karışık gelebilir. Açıklayalım: HES, hidroelektrik santrali demek. PES? Basit! Bildiğimiz “pes doğrusu” demek. Biraz daha açıklayalım. HES inşaatı için ünlü İkizdere kurutulmuştu. Fakat bugün Ankara’dan beş bakan toplantı için yöreye gelince HES’ciler kuruyan İkizdere’ye “Göstermelik” su verdiler. Böylelikle kuruyan İkizdere aniden akan İkizdere’ye dönüştü. Rizeliler, bu göz boyamaya “PES” dedi. Bir pankartla karşılık verdi: Bakanlar geldi kapaklar açıldı.
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
Çevreci örgütler, Rize'nin Güneysu ve İkizdere ilçelerinde deneme üretimine başlayan HES'lerden ''can suyu'' bırakılmadığını, hatta suyun gece tamamen kesildiğini söyleyerek, tepki gösteriyor.
DSİ, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK verilerine göre, ülke genelindeki dere ve vadiler üzerinde kamu ve özel sektöre ait 187 adet HES işletme halinde bulunuyor. Bunların dışında inşa çalışması devam eden 145, proje aşamasında olan 1576 civarında HES bulunuyor. Planlama aşamasında olan 325 HES ile birlikte bu sayının 2 bini geçmesi bekleniyor.
Rize'de ise 130'a yakın HES yapılması planlanıyor. Ülke genelinde inşa halindeki 145 HES'ten 23'ü Rize'de bulunuyor. Rize'nin Güneysu ilçesinde Gürgen Deresi üzerinde yapımı tamamlanan Kale HES ile İkizdere ilçesinde, İkizdere Deresi üzerinde kurulan Cevizlik HES deneme üretimine başladı. Deneme üretimiyle birlikte çevre örgütleri de ''derelerin kuruduğu'' iddiasıyla bu duruma tepki gösterdi.
Gürgen Deresi'nde, santralin suyun bir bölümünü tünele aldığı Başköy ile tekrar yatağa bıraktığı Güneysu arasındaki 4 kilometre, İkizdere Deresi'nde ise Cevizlik köyü ile suyun tekrar dereye bırakıldığı Armutlu köyü arasındaki 8 kilometre boyunca dere yatağına sadece ''can suyu'' olarak belirlenen su bırakılıyor. Bu duruma da tepki gösteren çevreci örgütler, ''can suyu'' olarak belirlenen miktarın zaten az olduğunu, ancak firmaların belirlenen bu miktarı bile dereye bırakmadıklarını iddia ediyor.
''AKIŞ HIZI DA AZ OLACAĞI İÇİN RİSK DOĞAR''
Rize Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Davut Turan, İkizdere Deresi Cevizlik HES'de dere yatağına taahhüt edilen saniyede 2 bin 800 metreküp su bırakılması halinde deredeki canlı yaşamın pek fazla etkilenmeyeceğini belirterek, ''Ancak bırakılan su birkaç yüz metreküp olursa deredeki canlı yaşam mutlaka etkilenir. Sonuçta su, deredeki canlılar için yaşam kaynağıdır. Suyun çok az bırakılması durumunda akış hızı da az olacağı için risk doğar'' dedi.
Bu nedenle deredeki balık sayısının da önemli ölçüde azalacağını ifade eden Turan, ''Bu durumda hem balık türleri hem de popülasyonu azalacak. Ayrıca, derelerde balıktan başka omurgalı ve omurgasız canlılar da var. Bu canlılar da suyun azlığından olumsuz etkilenecek'' diye konuştu.
''ÖNCE GÜRGEN, SONRA İKİZDERE DERESİ KURUDU''
Çevreci örgütler, HES'lere, doğayı tahrip ettiği ve sucul yaşamı önemli ölçüde etkilediği gerekçesiyle karşı çıkıyor.
Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü Ömer Şan Rize'de deneme üretimine geçen HES'lerin dereye ''can suyu'' olarak bırakmayı taahhüt ettikleri su miktarını bırakmadıklarını ileri sürerek, ''Önce Güneysu'da Gürgen Deresi kurudu, sonra da İkizdere Deresi. İkizdere'de dereye saniyede 2 bin 800 metreküp su bırakılacağı taahhüt edilmişti. Ama bırakılan su birkaç yüz metreküpü geçmiyor. Hatta geceleri hiç su bırakılmıyor. Bırakılan miktar ise deredeki canlı yaşam için yeterli değil'' dedi.
Doğu Karadeniz'de pek çok endemik bitki ve balık türü bulunduğunu, son yıllardaki küresel ısınmanın da etkisiyle derelerdeki suyun azaldığını vurgulayan Şan, şunları kaydetti:''Küresel ısınmanın etkisiyle suyu azalan dereler HES'lerle birlikte tamamen susuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu da yörede çok sayıdaki endemik türün yok olması anlamına gelir. Bölge, doğal yaşlı ormanları, orman gülü çalılıkları, göl ve akarsu kenarlarında sayısız ekosisteme sahip, pek çok endemik bitkiye ev sahipliği yapıyor. HES'lerin milyonlarca dolarlık yatırım yaptığı söyleniyor. Peki yok olan bir alabalık türünün yeniden üretilebilmesi kaç milyon dolarla mümkündür?''
Şan, HES'lere karşı mücadelelerinin devam ettiğini, ''Bugüne kadar ülke genelindeki HES'lere 70 dava açtık. Bunlardan 38'i sonuçlandı. Davalardan 37'sinde yürütmeyi durdurma veya iptal kararı çıktı. İdare mahkemesinin aleyhimize sonuçlandırdığı tek dava olan Cevizlik HES ile ilgili Danıştay'da açtığımız dava da devam ediyor'' dedi.
Haber Kaynağı: Ntvmsnbc.com
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
HES'LER TÜRKİYE'NİN ENERJİ İHTİYACINI KARŞILAYACAK MI?
Türkiye'nin enerji açlığının büyük olduğunu ve bu açlığı karşılamak için doğa ve kültürlerin yokedildiğine de dikkat çeken Erbaşol, 2023 yılında hidroelektrik potansiyelinin tümünün kullanılması halinde bile HES'lerin ancak ihtiyaç duyulan enerjinin küçük bir yüzdesini karşılayacağını ve kalıcı önlemler alınmadığı sürece Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığının devam edeceğini iddia etti.
HES'lerin zaten kötü olan tarım, hayvancılık ve turizmi tamamen öldüreceğinde dikkat çeken Erbaşoğlu, " Bu ülkede tarım bitti, hayvancılık bitti, en temel ihtiyaç için bile Dışa yahut içe bağımlılık fark etmez; her şeyi yok edecek şekilde enerji kullanıyoruz. Büyük bir enerji açlığımız var. Doğamız ve kültürlerimiz yok ediliyor. Bu yok etme işlemi tamamlandığında, 2023 yılında sözde hidroelektrik potansiyelin tamamını kullandığımızda HES'ler enerji açlığımızın küçük bir yüzdesini doyuracak ve biz daha kalıcı önlemler almadığımız için çok daha büyük bir dışa bağımlılıkla karşılaşacağız. Yanan bir ev, üzerine benzin dökülerek sönmez.Bu ülkede hayvancılık bitirildi, tarım bitirildi. En temel ihtiyaçlarımız noktasında neredeyse dışa bağımlı hale geldik.HES'lerin zaten kötü durumda olan tarım ve hayvancılığa, turizme olan götürülerini de hesaba katmak gerekir.
ORMANLAR ACIMASIZCA TRAŞLANIYOR
Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan ise Artvin'de yaşanakları ise tam bir felaket olduğunu kaydederek, "Burada inanılmaz bir tahribat yaşanıyor. HES'lerde üretilen elektriği taşımak için şimdide ormanları traşlıyorlar. Ormanların içinde 60 metre genişliğinde çift şeritli yollar açıyorlar. Tüm mücadelemize rağmen olağanüstü bir hızla ilerliyorlar. İktidar yanlıları rant için herşeye göz yumuyor" şeklinde konuştu.
" Bunun adı cansuyu değil can çekişme suyu" diyerek barajların sucul sistemi de yok ettiğinin altını çizen Karahan, " Doğal hayat kayboluyor. Baraj yapmından önce en az bir yıl doğal hayatın izlenmesi ve kararın bundan sonra verilmesi gerektiğini söyledi.
Karahan, pek çok kişinin HES'lere odaklanmışken dağlarda sessiz sedasız yüksek gerilim hatlarını için traşlamalar yapıldığını belirterek şunları söyledi." Kesilen ağaçlar için DSİ'ye bir bedel ödendiğini duyduk. Şirketler sadece santralin işletme hakkını almıyor adeta o bölgenin yeraltı suyuna, dağına ağacına herşeyine sahip oluyor. Tepkilerimizi bundan sonra daha şiddetli duyurmaya devam edeceğiz. Ancak,aramızda rant için şirketleri bölgeye davet edenlerde var. Mücadelemiz süremiz sürecek"
TAVŞANA KAÇ TAZIYA TUT TAKTİĞİ
Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu ise Ekim ayında Karadeniz'de yaptığı inceleme gezisi sonrası yaptığı açıklamada enerji ihtiyacının kaçınılmaz olduğunu ve EMO'nun HES'lere karşı olmadığını ancak ülke kaynaklarının özel sektöre peşkeş çekilmesine karşı olduklarını dile getirmişti.
Açıklamada, kamuya üretim yatırımları yasaklanırken özel sektöre kapıların sonuna kadar açıldığını ve "Tavşana kaç tazıya tut politikası uygulandığına yer verilerek enerji kaosunun yaratıldığını ve sürüklendiği enerji yada çevre ikileminin dayatıldığı vurgulandı.
Açıklamada şu görüişlere de yer verildi:"Ancak ortada yalın bir gerçek var ki, HES projeleri, gerekli bilimsel altyapı oluşturulmadan uygunluk ve yeterlilik kriterlerine bakılmadan, tek yanlı anlayışla, elektrik enerjisi ihtiyacının arkasına sığınılarak hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Türkiye genelinde yapılması planlanan 2000’e yakın nehir tipi “HES”ler alternatif bir enerji kaynağı olsa da bu projelerin inşaatı ve işletmesi sırasında uyulması gereken kurallar, yasal düzenlemeler vardır. Bu kuralların, projelerden etkilenecek yerel halkın ve STK’lerin görüşlerine başvurulmadan belirlenmiş olması, telafisi güç maddi manevi sorun ve sıkıntılara, zaman kaybına yol açmaktadır. Ayrıca HES projelerinin hayata geçirildiği bölgelerdeki halkın, flora ve faunanın proje nedeniyle ortaya çıkan su mağduriyetleri de net olarak değerlendirilememekte, göz ardı edilmektedir. Ülkemizde planlanan projelerde amaç, vadi ve akarsular üzerine “HES”ler kurup onları uluslararası ve yerli dev şirketlere satarak su kullanım hakkının bölge halkının elinden alınmasıdır. Yani amaç “Nasıl daha çok kâr ederiz”dir. Başta Divriği Sincan Çayı üzerinde kurulmak istenen “HES” projesi olmak üzere diğer 16 adet “HES” projesinde gözlemlediğimiz gibi halkın su kullanım hakkı elinden alınmak istenmektedir."
DSİ 15 ŞİRKETE CEZA YAZMIŞTI
Çevre örgütelerinin uyarıları ve halkın yoğun protestolarına rağmen Rize'de devam eden HES inşaatlarının ormanlarda büyük tahribata neden olduğu gerekçesi ile geçtiğimzi aylarda Çevre ve Orman Bakanlığı ile DSİ raporlarına girmiş ve 15 şirkete 513 bin lira para cezası kesilmişti.
Raporda, " Mevcut HES inşaatları nedeniyle açılan su iletim tünelleri ve cebri boruların geçtiği alanlardaki hafriyatların gelişigüzel eğimli arazilere bırakılmasıyla orman alanlarında büyük tahribatlar oluştu. Dere yatakları doldurularak, su akım rejimi ve kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Yapılan çalışmalarda gerekli tedbirler alınmadığı için çevre kirliliği oluştu, işletmeye geçmiş tesislerde dere yatağına bırakılacak ihtiyaç suyunun yetersiz, balık geçitlerinin de hiç yapılmamış ya da uygun inşa edilmediği görüldü.” denerek çevrecilerin bugüne kadar ısrarla öne sürdüğü iddialar da doğrulanmış oldu"
Bakanlığın bu raporu sonrası daha önce alınması gereken önlemleri devreye sokmuş ancak inşaatı süren HES'lerin kontrol ve denetimden uzak olduğu gerçeği bir kez daha ispatlanmış oldu.
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]