Kesinlikle yapılmamalıdır. Çünkü eskiden bu santralleri kullanan Avrupa ülkeleri bundan çoktan vazgeçmiş ve alternatif doğa dostu ve maliyeti nükleer enerji ile kıyaslanamayacak kadar düşük diğer enerji kaynaklarına yönelmişlerdir. Bunlardan en çok tercih edilen ise rüzgar enerjisidir.
Nükleer enerji santrallerinin yapımı on- onbeş yılı bulmakta ve maliyeti de çok yüksektir. Ayrıca kısa ömürlü olup sökümü de yapım maliyetleri kadar yüksektir. Çevreye verdiği zararı ise hemen hepimiz bilmekteyiz. Çernobil faciası buna bir örnek olabilir.
Ülkemiz de nükleer enerji santrallerinin neden bu kadar ısrarla yapılmaya çalışıldığına da bir anlam veremiyorum.
İhaleler birilerine mi söz verildi acaba ???
Ülkemizde ki rüzgar ve güneş enerjisi potansiyeli bu kadar yüksekken ve bu enerjilerin
yenilenebilir olduğu gerçeği de ortadayken bu derece nükleerci olmak aslında senelerdir sürdürülen
bir senaryonun son ayağı. Malesef en gözü kara olan iktidar bunlarmış.
1-Bir rüzgar santralı yılda kaç birim elektrik üretir.
2-Yapılması düşünülen nükleer santral yılda kaç birim elektrik üretir.
3-Şu anda Türkiye'de elektrik üreten Doğalgaz enerji santrallarından 1 adedi yılda kaç birim elektrik üretir ve birim elektrik için kaç m3.doğal gaz kullanır.
Bu işten anlayan arkadaşlar, yukardaki soruların cevaplarından bildiklerini yazarlarsa hem bir şeyler öğreniriz, hem de daha net verilerle tarışırız.
Sevgiler, saygılar.
Aslında sorduğunuz sorular tam mühendis gibi cevaplandırılacak sorular. Kocaman bir AMA..
Hidroelektrik santrallar ekonomik ömür olarak en uzun olanlardır. max. 50 sene bu süre içinde
baraj gelen mille dolar ve üretim yapamaz hale gelir. Bölge ekolojisine verdiği zarar ise tam anlamıyla
"caba" sıdır. Mısır da Asuan barajı yapılırken bilindiği gibi firavunlar vadisi bile taşınmış asrın inşaatı denmişti
Barajın bitmesinden sonra bölgede ortaya çıkan en başta sıtma olmak üzere yeni hastalıklar önemli sayıda ölüme
neden oldu. Daha sonra ise iklim değişikliği geldi. ( o miktarda suyu belli bir bölgeye biriktirdiğinizde iklimin değişmesi
kaçınılmaz olur ) o güne kadar ölçülmeyen yüksek rutubet oranları, ani bastıran yağmurlar bölge ekonomisini
alt üst etti.
Uzun kullanılır dendiğine bakmayın rantabl kullanım nükleerler içinde 20 - 25 seneden fazla değil. Bölgeye vereceği
soğutma suyu ( nükleer santralı soğutmak için ya bir göl kenarına ya da deniz kenarına kurarsınız ) yerel su sıcaklığı
değerlerini değiştir. Bölge ekolojisi etkilenir.
Güneş enerjisi son derece basit bir sistemdir, sanırım en ucuz kurulum da bu olsa gerek. Bir kere kurup bakımını
düzenli yaparsanız sonsuza kadar gider.
Rüzgar enerjisi geniş alan ve ilk yatırım maliyeti ile yenilenebilir enerji üretimide daha az tercih edilir. Hareketli parçaların
fazla olması , daha fazla bakım gerektirmesi dezavatajlarıdır. Bir de bölge kuşlarına zarar verdiği söyleniyor.
Şimdi tercih sizin. Üretim miktarına bakarak mı tercih yaparsınız yoksa çocuklarınıza bırakacak daha temiz bir dünya mı
düşünürsünüz ?
Üretim miktarının belirlenmesi ise tamamen yapacağınız yatırım ve santralın büyüklüğü ile ilgilidir. Kesin hatırlamıyorum
iktisat derslerinin üzerinden çok uzun zaman geçti ama birim maliyet = üretim / yatırım gibi bir formül vardı galiba.
1-Bir rüzgar santralı yılda kaç birim elektrik üretir.
2-Yapılması düşünülen nükleer santral yılda kaç birim elektrik üretir.
3-Şu anda Türkiye'de elektrik üreten Doğalgaz enerji santrallarından 1 adedi yılda kaç birim elektrik üretir ve birim elektrik için kaç m3.doğal gaz kullanır.
Bu işten anlayan arkadaşlar, yukardaki soruların cevaplarından bildiklerini yazarlarsa hem bir şeyler öğreniriz, hem de daha net verilerle tarışırız.
Sevgiler, saygılar.
Bazı soruları bildiğim kadarıyla yanıtlamak isterim. Yapılması düşünülen nükleer santralde Türkiye'nin şu anda kullandığı elektriğin %5i kadar çok komik bir rakam üretilecek. Halbuki buraya milyar dolarlar yatırılacak ve bu santralin geri dönüşümü olmayan atıklarıda cabası. Ayrıca Almanya gibi sanayileşmiş ülkeler santrallerini kapatıyor ve yerine şimdiki nükleer santralde kullanılan hammaddeden farklı bir hammaddeyle yeni nükleer santraller kurmayı planlıyor. Ve kuracağı bu santrallerde herhangi bir atık bir malzeme oluşmayacak ve maliyeti bakımındanda eskiye göre çok avantajlı.
Ancak Türkiye'nin böyle riskli işlere giripte güzelim ülkemizi felaketlere götürmesine gerek yok çünki nükleer santrallerde kaza oranı oldukça yüksek. Birçok suyumuz boşa akarken, rüzgar değirmenleri kurabiliceğimiz çok verimli yerler varken nükleere gerek yok.
Hatam varsa lütfen düzeltin.
Saygılar.
Amacım, hakikaten bu işin en doğrusunu öğrenebilmek.
Kaza ihtimali yüksek deniyor ama, devletci nemelazımcılığın egemen olduğu Sovyet Rusya'nın Çernobil'i dışında önemli bir nükleer kaza duymadım. Atık, 10 yılda çıkacak atık 10 m2 lik bir odayı dolduracak hacımda olur diyorlar. İhtiyacın %5ini dahi karşılasa ilk yatırım maliyetinden başka dışa bağımlılık yok, yani sürekli doğal gaz, fuel oil harcamayacaksınız. Almanlar, eski teknoloji nükleer santralı kapatıp yeni teknoloji kuracak sa biz aynı anda eski teknoljiyi kurmayız herhalde. Bütün Avrupa ülkelerinde 5'er 10'ar tane var. 40 yıldır kurmak istiyoruz, kuramıyoruz. İktidarı da kurmak istedi, muhalefeti de kurmak istedi kuramadık. 1979 yılında Deniz Baykal enerji bakanıydı, Turizm Bakanı (galiba alev Coşkundu) Alev Coşkun la araları açıktı. Sebebi, Mersin Akkuyu'da Nükleer Santral yapmak üzere, enerji Bakanı olarak Deniz Baykal, bakanlar Kurulu kararnamesi imzaya açmıştı, Turizm Bakanı da Mersin turistik yöre diye kararnameyi imzalamıyordu.
Hakikaten, ön yargısız, slogansız hep beraber araştıralım bu konuyu. Kaynak göstererek, öğrenerek araştıralım, en fazla yeni bir şeyin doğrusunu öğrenmiş oluruz. Sevgi ve saygılarımla, Atom enerjisi kurumu'nun, Tubitak'ın internet sitelerinde bilgi bulabiliriz herhalde.
Burada sözü edilen eğer nükleer ham madde üretemiyorsanız dışa bağımlısınız kısmı.
Nükleer santrallar eğer yanılmıyorsam plutonyum izotopları ile çalışıyor. Memleketimizde
bunu üretecek teknoloji yok. İran üretmeye kalktı başına gelmeyen kalmadı. Üretici firma sayısı
basında yazdığına göre dört taneymiş. Yani Santralı kurmakla iş bitmiyor.
Kullanılan hammadde belirli bir süre sonra yarılanarak ( elektron bombardımanı sonucu yararsız ama
radyoaktif bir izotopa dönüşerek ) işe yaramaz hale geliyor. Ondan sonra bu izotopun saklanması ve korunması
aşaması geliyor. Yani 20 sene sonra birden bir oda dolusu atık sahibi olmuyorsunuz. Bu belkide 6 aylık periyodlarla
çıkacak 50 - 100 Kg lık tehlikeli atık anlamına geliyor. Yirmi sene bizim boşverciliğimizle saklanacak giderek artan kilolarla atık.
Kaldı ki Türkiyede iki nükleer santral yıllardır var. Biri İTÜ de diğeri herkesin bildiği Çekmece
Nükleer Santralı. Acaba bu iki santralın yatırım değerleri ile üretimleri bir açıklansa bu kadar tartışma
çıkar mıydı ?
40 sene önce Çekmece vardı
Rahmetli babam Atom enerjisi kurumunda muhasebeci olarak çalışırdı oradan biliyorum. Sembolik laboratuar çalışmaları yapıyorlar tahmin ettiğim kadarıyla. Yarından itibaren bu işin doğrusunu hep beraber araştıralım.
Selamlar, sevgiler, saygılar.
İnternette dolaşırken bu haberi buldum, benim hatırladığım m3 müş kilo değil..
Dünya üzerinde halen 32 ülke nükleer enerji kullanıyor. Bu ülkelerde faaliyette olan 443 nükleer santral yılda toplam 370 bin megavatt elektrik enerjisi üretiliyor.
Bu rakam toplam dünya elektrik enerji üretiminin yüzde 18'ine eşit. Ancak santraller bu üretimi yaparken diğer yandan da her yıl toplam 12 bin ton nükleer atık üretiyor. Bu atıkların tam olarak nerede depolanacakları ise tam bir bilmece. Zira başta Avrupalı ülkeler olmak üzere birçok devlet kendi topraklarında nükleer atık depolamak istemiyor. Bunun nedeni ise nükleer atıkların etrafa yaydıkları radyasyonun çok ölümcül olması ve bir felaketin yaşanmaması için atıkların uzun yıllar büyük bir dikkatle saklanmasının gerekmesi.
Etkisi 293 bin yıl sürüyor
Tuzla ile başa çıkamayan Türkiye, 300 yıl nükleer atıkları kontrol edecek! Tuzla'da yaşanan kimyasal atık olayı akıllarda yeni bir soru yarattı: Henüz kimyasal atık sorununu dahi kontrol edemeyen Türkiye nükleer atık problemini nasıl çözecek?
Nükleer atıklarla ilgili en büyük sorun ise atıkların çevreye çok uzun yıllar aralıksız olarak radyasyon yaymaları. Örneğin, nükleer atık içerisinde bulunan Plutonyum 239 adındaki izotopun ışıma gücünün yüzde 100'den yüzde 99'a düşmesi için 24 bin 400 yıl geçmesi gerekiyor. Bu izotopun radyasyon yaymaması için ise toplam 292 bin 800 yılın geçmesi gerekli. Son rakamlar ortalama bir nükleer santralin yaklaşık 3-5 milyar dolara mal olduğunu gösteriyor. Böyle bir santral yılda yaklaşık 11 milyar kilovattsaat enerji üretiyor.
Diğer yandan aynı santral yılda ortalama 60 metreküp radyoaktif atık açığa çıkarıyor. Atıkların ortadan kaldırılması ise ortalama 38 milyon Euro'ya mal oluyor. Bu teknolojiyi kullanan ülkeler atıkları 70 dereceye varan yüksek ısıları nedeniyle önce santral yakınlarında bulunan soğuk su havuzlarında 'dinlendiriliyor'. Bu dinlendirme 5 yıl sürüyor. Ardından ara depolama safhası başlıyor. Soğuyan radyoaktif maddeler toprak altına gömülmeden önce ışıma oranı düşmesi için genellikle toprak üzerinde bulunan 'ara depolarda' yaklaşık 30 yıl daha bekletiliyor.
Türkiye'nin nükleer santral projesi neleri kapsıyor?
*Nükleer santrallerin yanı sıra nükleer enerji üretim tesislerinde yerli katkının en yüksek düzeye çıkarılması.
*Yerli tasarım ve üretime dayalı araştırma ve güç reaktörleri ile parçacık hızlandırıcılarının kurulması.
*Tıp ve endüstrinin radyoizotop ihtiyacının yerli olanaklarla karşılanması.
*Uranyum zenginleştirme dahil yakıt çevrimi tesisleri kurulması.
*Uranyum ve toryum aranması.
*Nükleer Teknoloji Merkezi kurulması.
Türkiye'nin nükleer santral projesi ile ilgili tüm haberleri, tarih sırasına göre aşağıdaki linklerde bulabilirsiniz.
kanak: [Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]