Çok üzücü bir haber. EM bu kirlilik için çare olabilir.
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
Reuters 26 Nisan 2010
'Deepwater Horizon' sondaj kulesi, geçtiğimiz hafta yaşanan patlamanın neden olduğu yangın yüzünden Meksika Körfezi’nde battı.
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
New York Times 30 Nisan 2010
ABD’li yetkililer Çarşamba günü yaptıkları açıklamada Meksika Körfezi’nden sızan petrolün ilk tahminlerin beş katından fazla olabileceğini söyledi.
FELAKETİN BOYUTLARI BEŞ KAT BÜYÜDÜ
ABD Sahil Güvenlik yetkilisi Amiral Mary Landry, düzenlediği basın toplantısında, kuyudan sızmakta olan petrolün günde 1,000 değil 5 bin varil olabileceğini ifade etti.
Sızıntı, su yüzeyinin yaklaşık 1.5 kilometre altında olduğu için, eldeki verilerin kaba tahminler olduğunu hatırlatan Landry, sızıntı alanının üzerinde yapılan uçuşlar sayesinde bu yeni sonuca ulaşıldığını belirtti.
Öte yandan BP’nin petrol arama ve üretim operasyonları sorumlusu Doug Suttles, yeni bir sızıntı keşfedildiğini duyurdu. Yetkililer daha önce kuleyi kuyuya bağlayan boruda iki çatlak bulmuştu. Çatlaklardan biri yüzeye yakın öbürü de kaynağın ağzına yakın noktalardaydı.
Suttles, Çarşamba günü duyurulan çatlağın kaynağa daha da yakın olduğunu belirtti. Bu çatlağın yeni olduğunda ısrar eden BP yetkilisi, “Ancak sızıntı miktarının değiştiğine inanmıyoruz” dedi. Suttles, Landry’nin açıkladığı yeni bulguların daha önceden öngörülen aralık içinde olduğunu söyledi.
SAVUNMA BAKANLIĞI MÜDAHALE EDEBİLİR
Öte yandan Landry, Başkan Barack Obama’nın konuyla ilgili bilgilendirildiğini ve hükümet, BP’nin yüzeyin temizlenmesi konusunda yeterli olamayacağına karar verirse, Savunma Bakanlığı’nın müdahale edeceğini açıkladı.
Yetkililer rüzgarın su yüzeyindeki petrolün Cuma gecesi itibariyle Louisiana sahiline ulaşmasına neden olabileceğinin altını çizerek sahildeki doğal yaşamın korunması için daha acil önlemler alınmasını istedi. Söz konusu önlemler arasında bölgedeki kuşları korkutup kaçırmak için top patlatılması ve bölgedeki karides avcılarının teknelerinin petrol süzgeci olarak kullanılması da var.
Çarşamba akşamı temizlik ekipleri yüzeydeki petrolün farklı noktalara kaydırılıp yakılması çalışmalarına başladı. Bu teknik daha önceki sızıntılarda işe yaramıştı ancak hava durumunda yaşanan değişiklikler ve çevreyle ilgili kaygıların süreci zorlaştırabileceği ifade ediliyor.
Dahası bu tür operasyonlar ancak yüzeydeki petrol belli bir kalınlığa ulaştıktan sonra işe yarıyor. Ancak Meksika Körfezi’ndeki birikintinin yüzde 97’sinin petrol-su karışımı olduğu ve yakma operasyonunun işe yaramayacağı tahmin ediliyor.
ELDEKİ ARAÇLAR YETERSİZ
Rice Üniversitesi’nden Enerji ve Çevre Sistemleri Enstitüsü Direktörü Walter Chapman, eğer su yüzeyindeki petrolün yüzde 50’si yakılabilirse bunun bir başarı olacağını söyledi. Amiral Landry ise bu stratejinin eldeki bir dizi araçtan sadece biri olduğunu hatırlattı.
ABD’nin elindeki diğer araçlar, uzaktan kumandalı araçlar kullanarak kuyuyu ve kaynağını kapatmak, deniz tabanındaki çatlaklara kapaklar takmak ve petrolü toparlanması için yüzeye doğru taşımak ve tahliye kuyuları kazarak sızıntıyı önlemek.
Ancak bu tekniklerin bir kısmının bir işe yaramadığı ortaya çıktı, bir kısmının da etkili bir biçimde kullanılabilmesi için aylar geçmesi gerekiyor.
Stratejilerin bu kadar bol olması sızıntının daha önceki vakalardan farkını da ortaya koyuyor. Geçmişte de petrol tankerleri batmış ve boru hatlarında kırılmalar yaşanmıştı ancak yetkililer suyun 1.5 kilometre altındaki kuyuda yaşanan sızıntının daha önce karşı karşıya kalınmamış sorunlar yarattığını ifade ediyor.
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
30 Nisan 2010
Felaketin boyutu tahmin edilenden büyük
Dünya’nın en önde gelen petrol şirketlerinden British Petroleum’un (BP) Meksika Körfezi’nde bulunan sondaj kulesi 'Deepwater Horizon'ın yanarak batması, tarihin en büyük petrol sızıntısı felaketlerinden birinin yaşanmasına yol açtı. Yetkililer su yüzeyindeki petrolün karaya vurmaya ve bölgedeki canlıları tehdit etmeye başladığını duyurdu.
ABD’nin Alaska Eyaletini 1989 yılında vuran ve milyonlarca canlının ölümüne neden olan petrol felaketi Exxon Valdez’den bile büyük olduğu tahmin edilen Meksika Körfezi sızıntısı, Perşembe gecesi Louisiana sahiline vurmaya başladı. Balıkçılar karidesleri kurtarmak için ellerinden geleni yaparken kurtarma ekipleri yüzen bariyerlerle yayılmayı önlemeye çalıştı.
Sızıntının ilk tahminlerin beş katı büyüklüğünde olduğu ve karaya çok yakın olduğu belirtildi. Su yüzeyindeki petrolün ince şeritler halinde Mississippi Irmağı deltasına ulaştığı ifade edildi.
Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nden David Kennedy, “Bu bizi kaygılandırıyor. Korkayım bu çok, çok büyük bir şey. Böyle devam ederse önüne geçmek için almamız gereken önlemler çok inanılmaz olacak” dedi.
Petrol sızıntısı ABD’nin son dönemde gördüğü en büyük çevre felaketi olarak dünyanın en büyük deniz ürünleri havzalarından biri olan bölgede yüzlerce balığı, kuşu ve diğer canlıyı tehdit edebilir.
Meksika Körfezi’nde yaşanan bu felaket, ilk değil. Son 40 yılda, ABD kıyılarından Basra Körfez'ine, Batı Avrupa’dan Rusya’ya kadar dünyanın birçok yerinde benzer felaketler yaşandı. Yaşanan petrol sızıntılarının çevre üzerinde oluşturduğu etkiler sadece hayvanların yaşam alanlarını değil, insanlar için büyük önem taşıyan ekosistemde onarılması çok güç tahribat yarattı.
"Deepwater Horizon" petrol sızıntısı felaketi, insanlığın geçmişteki faciaların bugün bile önüne geçemediğini gözler önüne serdi. Şimdi bilim insanlarının sorduğu soru, felaketin doğaya vereceği zararın boyutunun ne olacağı.
Konu verdoque tarafından (30-04-2010 Saat 12:54 ) değiştirilmiştir..
2 kullanıcı verdoque kullanıcısının yazmış olduğu bu mesaja teşekkür etti :
Exxon nakliyat şirketine ait Exxon Valdez petrol tankeri, ABD’nin Alaska eyaletindeki Prens William Koyu’nda kayalıklara çarptı.
ABD tarihine en büyük petrol sızıntısı felaketi olarak geçen olayda, denize sızan 38 bin ton petrol Alaska’nın 1,300 kilometrelik kıyı şeridinin kirlenmesine neden oldu.
Alaska Üniversitesi, bölgedeki deniz canlılarının sadece dörtte birinin hayatta kalabildiğini açıkladı.
Kaynak : Hürriyet yukardaki link.
3 kullanıcı kumpinarı kullanıcısının yazmış olduğu bu mesaja teşekkür etti :
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
ABD Başkanı Barack Obama, Meksika Körfezi'nde yaşanan petrol sızıntısı faciasını ülke tarihinin ikinci 11 Eylül'ü olarak belirtmişti. Bugün, okyanusların derinliklerini zehirleyen kirlilik, henüz keşfedilmemiş binlerce canlıyı biz onları görmeden yok edebilir.
Henüz geçtiğimiz Şubat ayında keşfedilen ve sadece Louisiana eyaleti açıklarında yaşadığı düşünülen “Louisina krep yarasa balığı” petrol faciası yüzünden nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan canlılardan biri.
Eğer sızıntının önüne geçilemezse, okyanusun yüzlerce metre altına ulaşan petrol kirliliği henüz bilim camiası tarafından sınıflandırılmamış balığın sonunu getirebilir.
Lousiana State Üniversitesi’nde balık bilimci olan Dr. Prosanta Chakrabarty, suyun yaklaşık 500 metre derinliğinde yaşayan küçük balıkla üniversitenin düzenlediği keşif avında rastladı. Chakrabarty, yakalanan yaklaşık 100 bin balığın arasından sadece üçünün krep yarasa balığı olduğunu belirtti.
Chakrabarty, krep yarasa balığı adını verdikleri türden bugüne kadar sadece dört-beş örneğe rastladıklarını ve balığın popülasyonu hakkına bir bilgileri olmadığını söyledi.
Yarasa balığının bir türü kabul edilen krep yarasa balığı, adını sahip olduğu düz, yuvarlak gövdesinden alıyor. İlginç görünüme sahip olan balık, dirsekle tamamlanan kollara benzeyen yüzgeçlerini kullanarak hareket ediyor.
YEMEK ZİNCİRİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
Midesinde tuna ve Atlantik kılıçbalığı bulunan krep yarasa balığının yemek zincirinde önemli bir yer tuttuğu belirtildi. Bilim insanları, tek bir küçük canlı türünün yok olmasının bile yemek zincirinde uzun dönemde büyük sorunlara neden olabileceğini ifade etti.
Chakrabarty, Meksika Körfezi’nde yapılan 200 yıllık araştırmalara rağmen, halen bölgedeki deniz canlılarının yüzde 98’inin keşfedilmediğini tahmin ettiklerini söyledi.
Chakrabarty, denizin canlıları için küçük bir umudun yeni keşfedilen ham petrol tüketen bakteriler olduğunu belirtti. Bu bakteriler sudaki ham petrolü çekerek mikroorganizma ve karbondioksite çeviren enzimler kullanıyor.
Ancak petrol tabakası üzerinde araştırma yapan Georgia Üniversitesi profesörü Dr. Samantha Joye, bakterilerin fazla işe yaramayacağı görüşünde. Sudaki oksijen yoğunluğunun litre başına 2 miligram olduğunu belirten Joye, bu miktarın altına inilmesi halinde petrol yiyen bakterilerin yeterli oksijeni bulamayacağını belirtti.
3 kullanıcı verdoque kullanıcısının yazmış olduğu bu mesaja teşekkür etti :
yeni keşfedilen ham petrol tüketen bakteriler olduğunu belirtti. Bu bakteriler sudaki ham petrolü çekerek mikroorganizma ve karbondioksite çeviren enzimler kullanıyor
İlginçmiş.
[Link Görmek ve Forumumuzdan Yararlanmak İçin Üye Olmasınız. ]
2 kullanıcı kumpinarı kullanıcısının yazmış olduğu bu mesaja teşekkür etti :
Biraz daha araştırırsanız Arthrobacter SPP. yi bulabilirsiniz. Hem oksijenli ortamda hem oksijensiz ortamda mükemmel şekilde çalıştığının bilimsel yayınlarını tesbit edebilirsiniz.
3 kullanıcı Roa kullanıcısının yazmış olduğu bu mesaja teşekkür etti :
Aromatik bileşikler, kalıcılığı en yüksek ve en yaygın çevre kirleticiler arasındadır. Petrolün kirlettiği toprak ve çökeltiler, sıklıkla polycyclic aromatik hidrokarbonların (PAHs) ve heterocyclic aromatiklerin bir karışımını içerir. Endüstriyel faaliyetlerin artığı olarak ortaya çıkan aromatikler, genellikle alkiller, halojenler ve nitro gruplar gibi fonksiyonel gruplar halindedir. Biyolojik parçalanma, kirlenmiş bir bölgeden organik kirleticilerin sökülüp atılmasındaki en önemli mekanizmayı oluşturur. Bu makalede, seçilmiş aromatik bileşiklerin bakteriyel parçalanma metotları incelenmiştir. Naftalin, fluorene, phenanthrene, fluoranthene, pyrene ve benzo[a]pyrene'in enerji açığa çıkaran parçalanma yolları detaylı olarak anlatılmıştır. Heterocyclic dibenzofuran, carbazole, dibenzothiophene ve dibenzodioksin'in bakteriyel katabolizmaları ele alınmıştır. Alkilli PAHs'ların bakteriyel katabolizmaları özetlenmiş, devamında ise proteomik ve metabolomiklerin biyolojik parçalanma mekanizmasındaki güçlü rolleri açıklanmıştır.
... Arthrobacter, Brevibacterium, Burkholderia, Mycobacterium, Pseudomonas ve Sphingomonas türlerinden izole edilen bakteriler fluoren'i özgün karbon ve enerji kaynağı olarak kullanabilme kabiliyetine sahiptir.
...
Phenanthrene'in bakteriyel parçalanması üzerinde kapsamlı olarak çalışılmıştır. Acidovorax, Arthrobacter, Brevibacterium, Burkholderia, Comamonas, Mycobacterium, Pseudomonas ve Sphingomonas bakteri türlerinden izole edilen strainlerin phenanthrene'i ana özgün karbon ve enerji kaynağı olarak kullanma kabiliyetinde oldukları görülmüştür.
...
Nitrojen bileşikleri içerisinde carbazole'ün katabolizması ayrıntılı şekilde ortaya konmuş ve Arthrobacter sp.'nin carbazole'ü kolaylıkla deaktive edebildiği kanıtlanmıştır.
...
Bakteriyel parçalanmada kullanılabilecek, proteomic ve metabolomic'leri oluşturan ve karakteristik özellikleri ortaya konmuş yeterli sayıda bakteri mevcuttur. Bunlar, Mycobacterium, Acinetobacter, Arthrobacter ve Burkholderia türleridir. (Jong-Su Seo, Young-Soo Keum, Qing X. Li - 2009)
3 kullanıcı Roa kullanıcısının yazmış olduğu bu mesaja teşekkür etti :