Organik Tarım mı, Doğal Tarım mı?
Prof. Dr. Zeki Özer
Öğr. Gör. E. Arzu Elibüyük
( 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15 farklı yazarların görüşleri aşağıda özetlenmiştir)
Bilindiği gibi, insanlar kırsal kesimden şehir yaşantısına geçtikçe doğadan genellikle uzaklaşırlar. Şehir yaşantısında bulunup da doğadan kopmayan kişileri genellikle avcılar ve doğa severler oluştururlar. Çiftçiler, avcılar ve doğa severler bu bakımdan doğayla ilgili her türlü olaylarla ilgilenmesi ve bilgi sahibi olması en doğal haklarıdır.
Doğayı olumlu veya olumsuz etkileyen her olay bunları yakından ilgilendirir. Doğayla ilgili konularda iyi bir çiftçinin, avcının ve doğa severin herkesten çok bilgi sahibi olmak hem görevi ve hem de hakkıdır.
En basit örneği ile kullanılan binlerce ton yapay (ticari -inorganik) granül gübreyle doğada tohumla beslenen birçok kuşun nasıl yok olacak şekilde zar arlandığını, yine kullanılan zirai mücadele ilaçlarıyla doğadaki birçok canlının yok olma derecesinde azaldığını çiftçiler, avcılar ve doğa severler kadar kimsenin görüp hissetmediğini düşünüyorum. Doğadaki varlıklar çiftçi, avcı ve doğa severin her şeyidir. Doğal varlıkların azalması ve yok olması doğayı bitirir.
Bu sebepten doğal varlıkların korunması hava ve su kadar önem taşır.
Tarım; bitkisel ve hayvansal canlıların insan emeği ile üretilmesidir. Üretim esnasında kültüre alınmış bitki ve hayvanların sağlıklı, beslenmesi, korunması ve bakımı insanlar tarafından yapılır. Onun için tarım da bir kaide vardır. Üretilmeyen bir canlının tüketilmemesi de gerekir. Zorunlu hallerde tüketilmesin de ise çok dikkatli olmak gerekir. Aksi halde, elimizdeki doğal varlıklar birer birer kaybolur.
Bazı meslektaşların çiftçi ile yaptıkları konuşmalara örnekler vermek istiyorum.
" Hastalıklar ve zararlılarla yapılan mücadelelerde bırakın redike etmeyi minimize dahi edememişiz. (Hastalıklar ve zararlılarla yapılan savaşımda bırakın ortadan kaldırmayı bunları en az düzeye dahi indirememişiz).
" Çiftçi bazında yapacağımız projelerin aplikasyonuna hız kazandırmalıyız" (Çiftçi düzeyinde yapılacak planlı çalışmaların uygulanmasına hız kazandırmalıyız.).
"Çiftçi bazında Ortaya koyduğumuz projelere sinerji kazandırmak zorundayız" (Çiftçi düzeyinde yapılacak planlı çalışmaların uygulanmasına hız kazandırmalıyız).
Son yıllarda organik tarım olarak nitelenen doğal tarım yöntemi uygulanmaya başlanmıştır. Yazımızda, Türkçe ye yapılan çevirinin doğru olup olmadığını, bu tarım yönteminin ülkemize nasıl geldiğini ve bu yöntemle nelerin amaçlandığını açıklamaya çalışacağız?
Güzel Türkçe'mize yabancı bir kelime yanlış çeviri yapılarak giriyorsa bir taraftan dili çirkinleştiriyor, diğer taraftan da yanlış çeviri yapıldığından anlaşımı zorlaştırıyor. Bugün tarıma yönelik bir deyim dilimize yine yanlış olarak girmiştir. Hatta bu isimle kanun bile yapılmıştır. Bu " organik tarım" deyimidir.
Bilindiği gibi tarımın organiği olmaz; organik madde bitkilerce sentezlenerek veya yerdeki normal atmosfer koşullarında karbon atomunun diğer elementlerle çok sayıda kararlı bileşiğin oluşumunda etkili olarak meydana gelir. Karbon atomu tüm organik birleşiklerin moleküler iskeletidir. Bu maddeler doğal organik bileşikleri oluşturur. İnsanların sentetik (yapay) olarak ürettiği karbon içeren maddelere de sentetik organik bileşikler denir. Bunlarla uğraşan kimya dalına da organik kimya veya karbon kimyası denir.
Tarımda ilaç, ticari gübre, hormonlar ve diğer sentetik maddeler kullanılarak yapılan üretimin (domates, biber, patlıcan, elma, armut v.d) hepsi yine de organik üründür. Bu doğal olmayan maddelerin tarımsal üretimde kullanılması üretilen maddenin organik özelliğini ortadan kaldırmaz. Olsa olsa üretimin doğal yapısını bozar.
Çalışmanın devamı :
http://idak.gop.edu.tr/zozer/sunular...ik%20tarim.pdf